tayfun-demir

Öncelikle zaman ayırıp sitemi ziyaret ettiğin için teşekkür ederim. 🙂
Sana biraz kendimden bahsetmek istiyorum…

Nasıl Bir Çocukluk Geçirdim?

Ben 1996 yılında İstanbul/Kadıköy’de dünyaya geldim. Çok sessiz ve uslu bir çocukluk dönemi geçirdiğimi söylerler. 🙂 Doğduğum günden beri Taksim’de yaşıyorum. Taksim’de yaşamanın bir iyi, birde kötü tarafları var elbet. Kötü olan tarafı saat 06:00‘da bile sesin eksik olmaması. Tabi ki iyi yanları kötü yanlarına göre daha ağır basıyor. Merkezi bir yerde olduğu için çok fazla imkana sahip olabiliyorsun. Ayrıca her inançtan, düşünceden ve tarzdan insanlar var. Bu mozaikliği çok seviyorum. Akşamları ve eğer kışsa o kestane kokusu eşliğinde taksimde attığım turlarla insanları inceleyip neler düşündüklerini ve nasıl bir yaşamları olduğunu tahmin etmek en büyük hobilerim arasındadır. 🙂

Artistlik Olsun Diye Arabaya Omuz Atan Gençler!

Lise dönemimde “Bilişim Teknolojileri – Web Programcılığı” bölümünü okudum. Lise dönemim boyunca benim hayata olan bakış açımı tamamı ile değiştiren değerli hocalarım Erokan Canbazoğlu,Mesut Doğan ve Mehmet Sümer‘e çok teşekkür ediyorum. Her insanın bir hikayesi vardır. Benim hikayemin önsözleri lise 4. sınıfta atıldı. Erokan hocamın bir sabah yaşadığı anısını bize anlatmasıyla başladı. Kısaca “Artistlik Olsun Diye Arabaya Omuz Atan Gençler!” başlığını atayım gerisini sen hayal et. 🙂 Erokan hocam bize bu anısını anlattıktan sonra kendi kendime sorular sormaya başladım. “Ben ne yapıyorum? Hayatım ne kadar geniş bir daireye sahip ve ben o dairenin neresine yakın bir noktayım?” gün içerisinde bu tarz sorularla kendimi derin düşüncelere çektim. Bazen hayatımızda dönüm noktaları olur ya.. işte benim dönüm noktamda galiba Omuz Atan Gençler oldu. 🙂 Her şerde bir hayır vardır diye boşuna denmemiş. O güne kadar üniversite okumam ve direk özel sektöre atılırım diye düşünüyordum.

Matematik hocam Yalçın Aydoğanoğlu güzel insan…

Artık bir dershaneye yazılıp 4 senelik bir bölüm hedeflemem gerektiğini düşünüyordum. Meslek lisesi olduğum için matematik ve fizik derslerini görmemiştik. Bu halde 4 senelik bir üniversite hedeflemenin ve çalışmanın ne kadar zor olabileceğini bir tahmin et… Az önce demiştim ya hani dönüm noktaları hayatın bazı yerlerinde insana denk gelir. Bir dönüm noktası da Yalçın hocamla tanışmamla oldu. Matematiği, sayısalı ve dolaylı olarak Fiziği ve Kimyayı sevmeme ve anlamama vesile oldu. Kendisine çok teşekkür ediyorum. 🙂 Öğretmenliğin ne kadar kutsal ve insanlara yön verebilen bir meslek olduğunu benim hikayemin önsözlerinden anlayabilirsin. 🙂

Vee Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi – Yönetim Bilişim Sistemleri!

Bazı durumlardan fedakarlık gösterip çabalayarak 4 senelik bir bölüm kazanmayı başarmıştım. Bu duygunun tarifini size yapamam. Hani bazen anlatılmaz yaşanır dediğimiz durumlarla karşılaşırız ya… İşte bu tam o kalıba uygun bir duyguydu. Kazandım kazanmasına ama tamda üniversiteye başladığım sene çok büyük bir hayal kırıklığı ve ihanet yaşayarak hayata soğudum… Kaplumbağa gibi kendi içime çekilmiş ve durumu kimseye anlatamaz haldeydim. Aslında hala 1-2 kişi dışında kimseye anlatmadım. Ama çok kötü bir dönem geçirdiğimi ve atlattığımı söyleyebilirim. Farkında olmadan bana bu konuda inanılmaz desteği olan Tarık Semiz hocama da sonsuz teşekkür ediyorum. 🙂 Bir öğretmenin ötesinde bana bir aile gibi davrandı. Öğretmenlik kutsaldır arkadaşım… Zor bela bir şekilde bu durumu atlatıp kendime gelebildim. Burayı hızlı bir şekilde kesmek istiyorum. Bu arada Beşiktaşlıyım! (kartal gol gol gol!) ıhımıhım pardon yazı yazıyordum değil mi? 🙂

Strese Tasarım, Keşfe Gezginlik!

Küçüklüğümde halamların tüplü bir bilgisayarı vardı. O zamanlar bizde bilgisayar olmadığı için aileme sürekli “Halamları çok özledim! Hadi halamları ziyaret edelim!” derdim. 🙂 Tabi işin özü farklıydı. 🙂 Tayfun o tüplü bilgisayarda oyun oynayacaktı. Çocukluk işte 🙂  Oradan gelen bilgisayar yakınlığı beni bilişimle ilgili çalışmalar yapmaya itti. Programcılıkla ilgileniyorum ama daha çok tasarım yapmaya bayılıyorum. Stres yaptığım veya canımın sıkkın olduğu zamanlarda tasarım yaparım veya sıkıntımı yazıya dökerek sakinleşmeye çalışırım. Sakinleşmiş demişken adeta sinirleri alınmış birisiyim diyebilirim. 🙂 Bu durum aslında karşımdakinden nefret bile etsem onu kırmamak adına kendi içimde yaşadığım bir kızgınlık. Bu biraz saçma ve insanın kendisini yıpratacak bir durum ama bazı alışkanlıklardan vazgeçemiyor insan.

Gezmek ! Gezmek ! Keşfetmek !

Öyle deli divane gezmiyorum. Ama “Acaba şu ileride ne var?” diye düşünüp saatlerce yürüdüğümü de bilirim. 🙂 Her gezdiğimde kendimin farklı bir tarafını keşfediyorum. Bunun dışında yeni yerler, yeni kültürler görmeye bayılıyorum. Hiç yurt dışı tecrübem olmadı ama en kısa zamanda bunu gerçekleştirip haddinden fazla gezmek istiyorum. Bu arada yaşlılarla muhabbet etmeye de bayılırım. Onlar benim gözümde adeta birer yürüyen uçak! pardon pardon o değildi… yürüyen kitap! 🙂 

Hayatımda bana destek olan bir çok kişi var. Ama gerçek anlamda bana destek olan ve desteğini hala sürdüren o güzel insanlara da teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Unuttuğum kişiler varsa lütfen kırılmasın. 🙂

Levent KARADAĞ, Emrah KOZAN ve Merve AKMAN

Gece gündüz fark etmeksizin bana yardımlarını esirgemeyen bu güzel insanlara teşekkür ediyorum! Umarım insanların hayatına sizin gibi dokunabilir ve onları yönlendirebilirim. Bu ülke için konuşmanın dışında icraat gerekiyor ve onlar bunu fazlasıyla yapıyorlar!

Son olarak aileme teşekkür ediyorum. Her kişiliğin temelini aile oluşturur. Onlar nasıl yetiştirirse onun ölçüsünde bir yaşamımız olur. Bu nedenle böyle bir ailenin çocuğu olduğum için çok şükrediyorum!

Umarım seni çok sıkmamışımdır. 🙂 Anlatılacak çok şey var elbet ama bu kadar ayrıntı yeter diye düşünüyorum. Yine de merak ettiğin, danışmak istediğin konular olursa bana sosyal medya hesaplarımdan ulaşabilirsin.

Bakalım hikayemin devamında beni neler bekliyor !

Kendine dikkat et dostum!