Başarısızlığın Öneminin Farkında mısın?

Evet dostum evet yanlış okumadın. “Başarısızlığın” öneminin farkında mısın diye sordum. İnsanların geliştiğini, iyi şeyler yaptığını veya ilerlediğini bilebilmek için baktığımız kısım hep neler başarmışlar sorusunun yanıtı oldu değil mi ? Peki neden hep başarılarını dikkate alıyoruz ?

Bir seçim yaparken veya birisi hakkında yorum yaparken hep başarıları üzerinden değerlendiriyoruz. Ama bu durum yarısı su dolu bir bardağın sadece bir yüzüne odaklanıp değerlendirmekle aynı şey değil midir?

basari-basarisizlik

Ben eminim ki bu yazıyı okuyan çoğu insanın bir hedefi vardı ve bunu başaramadı. Bunun sonucunda ise kendi içinde bazı kararlar alarak daha iyisini veya daha farklısını yapabildi. Sende de böyle bir olay oldu mu dostum? Eğer olduysa demek istediğimi ve neden bu yazıyı yazdığımı çok iyi anlamışsındır. Ama eğer böyle bir durumla karşılaşmadıysan olası bir başarısızlıkta umutsuzluğa kapılmayıp kendini nasıl motive etmen gerektiğinden bahsetmek istiyorum.

Yaşadığımız süre içerisinde verdiğimiz kararlar bizim hayatımızın gidişatını belirler. Kimi zaman bizim hayır bildiğimiz olaylarda şer, şer bildiğimiz olaylarda ise hayır olabiliyor. Ne demek istedim ? Yani her zaman olaylar çıplak bir gözle baktığımız gibi düz ve yalın değildir. İçlerinde belkide bizi daha ileriye itecek, daha verimli olmayı sağlayacak ama görünüşte bize kötü gözüken durumlar vardır. Biraz kafanı karıştırdım dimi ? 🙂

Şöyle bir örnek vererek açıklayayım.

Akşam bir arkadaşına yemek yemeğe gideceksin diye düşünelim. Akşam vakti olduğunda ise bir otobüse binmek için durağa geldin. Yemeğe gitmek senin için çok önemli ve çok az bir zamanın kaldı. İlk gelen otobüse bindin diyelim. Birden bire bir arıza oldu. Allah Allah nereden çıktı şimdi bu! Bekle, bekle, bekle… bir türlü arıza halledilemedi.Arkadaşına gecikebileceğine dair bir mesaj yolladın. Ve beklendiği üzere yemeğe yetişemedin. Buraya kadar olay senin düz ve yalın bakışından kötü bir olay gibi gözüküyor. Düz ve yalın derken hakaret eder gibi algılamamışsındır umarım. Yani tek yönlü baktığını varsayalım demek istedim. Birden bire telefonun çalar ve arayan yemek yiyeceğin arkadaşın :

“Dostum iyi misin? Seni çok merak ettim. Buradaki otobüs durağında bomba patladı. Orada olmadığın için o kadar rahatladım ki anlatamam.”

Uydurduğum senaryo açıklayıcı oldu mu bilmiyorum ama burada da gördüğümüz gibi hayatta karşımıza çıkan her engel bizi geriye itmez. Geriye itse de karşılığını daha ileri giderek verir. Bu seferde kendimden örnek vereyim. Bu blog sitesini açalı 1-1.5 sene olmuştur. Ama değer verdiğim bir insanı kaybettiğim için 1 senelik çalışmamı yarıda bıraktım ve hepsinin yedeğini almadan silinişini izledim. Başlangıçta gördüğünüz bu olay benim için kötü gibi gözükse de şu an bu yazıyı okuduğunuza göre kendimi “Şer gördüğümüzde hayır vardır.” görüşüne dayandırarak yeniden, daha güzel fikirlerle, daha aktif ve yararlı bir şekilde kullanma kararı aldım.

Demem o ki hayatta karşınıza çıkan her engel için küçükken annelerimizin “O yemeği öyle bir yeki senden korksun.” tarifindeki gibi üzerine giderek aşmamız gerektiğinden bahsediyorum. Bence bir insanda bulunması gereken en büyük özelliklerden birisi kendi kendini motive edebilme yeteneğidir.

Hadi şimdi sende başarısızlıklarını düşün ve bunu nasıl yararlı ve etkili bir şekilde kendi lehine çevirebileceğini düşün dostum!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir